» Saban İcadı



Sabanın icadı da insan yaşamının dokusunu anlamlı bir biçimde değiştirdi ve çeşitlendirdi. İ.Ö. 3000′den önce, ama olasılıkla çok önce olmayan bir tarihte, bir yerlerde insanlar, hayvanların gücünün tarım işlerine nasıl koşulacağını öğrendiler. Bunun önemli sonuçları oldu. Tahıl yetiştiriciliğiyle hayvan besleyiciliğini, birbirlerine bağımlı kılarak, daha önce görülmemiş ölçüde birleştirdi; böylece olgunluk noktasına ulaşan Ortadoğu tarım biçimine, öteki tarım biçimlerine karşı bazı önemli üstünlükler kazandırdı. Saban, her şeyden önce, tahıl yetiştiricilerinin belli bir yere kalıcı olarak yerleşmelerine olanak verdi. Anlaşılan, çiftçi toplulukların sayısı arttıkça tarla açma tarımına elverişli orman toprağı bulmak gittikçe güçleşti. Bu duruma karşı gösterilen tepkilerden biri, Ortadoğu’nun dağlık bölgelerindeki ilk tarım merkezlerinden göç etmek, böylece tarımı her yöne yaymak oldu. Fakat bazı çiftçi topluluklar göç etmediler ve daha önce ekilip biçilmiş topraklara gittikçe daha sık aralarla dönmek zorunda kaldılar. Bu koşullarda, tarıma yeni açılan toprağın verimliliğinin sürmesi beklenemez. Bununla birlikte, toprağın sabanla sürülüşü insanlara, çapalarla ve sivri sopalarla işlediklerinde umabileceklerinden çok daha geniş toprakları işleyebilmelerine olanak verdiği içindir ki, daha büyük bir toprak parçasından daha az ürün aldıkları halde, çiftçiler, toplam yiyecek kaynaklarını koruyabildiler, hatta artırabildiler. Bundan öte, nadasa bırakılan, yani sürülen ama ekilmeyen bir tarlanın, ekine düşman yabanıl bitkiler tohum vermeden önce tarla ...

Devamını Oku

» Konserve Açacağı İcadı



İlk konservelerin çekiç ve keskiyle açılması gerekirken, Yates adlı İngiliz Mucit, 1855'te kıvrık tırnak biçiminde bir konserve açacağı geliştirdi. Aletin sapını aşağı yukarı hareket ettirme yoluyla, ağız bölümünün konserve kapağının kenarını çepeçevre kesmesi sağlanıyordu. Açacaklar konserve sığır etiyle beraber hediye olarak verildiği için, ağzın üst bölümü bir boğa başı biçiminde yapılmıştı. Kaynak: http://www.ilkx.com/ Diğer Önemli İcatlar  Aspirin Gemi Pervanesi Planör Atom Bombası Gözlük Paraşüt Atom Gramofon Paratoner Akümülatör Güneşte Kararan Gözlük Penilisin Akrobat Lamba Havagazıa Pil Alfabe Havai Fişek Pipet Alkol Helikopter Pi Sayısı Ampul Hesap Makinesi Poşet Çay Asansör Isıya Dayanıklı Cam Pusula Ateş İnternet Radar Ayakkabı Kağıt Radyografi&Radyoskopi Ayna Kalem Radyo Barkod Kaşık Raptiye Bıçak Kimyasal Gübre Robot Bira Klonlama Rontgen Bulaşık Makinası Kolonya Saban Barometre Konserve Açacağı Sabun Bilgisayar Körler Alfabesi Sandviç Bisiklet Kredi Kartı Satranç Bomba ...

Devamını Oku

» Delgilerin İcadı



Yay delgisinin önce ahşap işleme içinmi yoksa ateş yakmak içinmi geliştirildiği bilinmemektedir. Ateş delgisinde kemik biçimindeki yaya takılı deri şerit kullanılarak, tahta ateş yuvasına bastırılan tahta bir delgi hızla çevrilir, delgi ve yuva arasındaki sürtünme, bir parça samanı tutuşturmaya yetecek kadar ısı yaratırdı. Bu işlemde aynı zamanda da, ateş tahtasında bir delik açılmış olurdu. Eski Mısırlılar bir yay delgisiyle işlenecek delik için uc açmada ve kalaslarda tahta çivilerin yerleştirileceği noktaları işaretlemede, ilkel bir biz türü kullanırlardı. Delgi sapına metalden ya da çakmaktaşından yapılma keskin bir uc takılır, uca daha çok basınç uygulamak için, delgiye geçirilmiş ağır bir çakıl taşı aşağı doğru bastırılırdı. Eski Mısırlılar bizle basit yay delgiyi bir araya getirerek, metal uclu bir matkap geliştirmişlerdi. Dar ya da geniş delikler açmak için farklı büyüklüklerde çeşitli bizler kullanılabiliyordu. Burgu aletinin vida yivli bir ucu vardır. Az bir çabayla daha derinlere işler ve böylece daha geniş bir delik açar. Vidaların takılacağı deliklere uc açmada kullanılır. Sapın sağa, saat yönüne doğru çevrilmesiyle gerecin içine girer, çıkarmak için ters yöne doğru çevrilmesi gerekir. Bir türbişonu andıran ve el matkabıyla çevrilen burguda, ucun içeri girmesi sırasında çıkan talaşı dışarı çıkaran yivler vardır. El matkabına takılan tornavida ucu, normal tornavidaya göre daha yüksek bir dönme gücüyle çevrilebilir. Yay delgiler daha geniş çaplı bir delik açmak ya da kaba gereçleri işlemek için yeterli bir dönme gücünü aktaramaz. Kaldıraçlarla ilgili bilgilerden yararlan...

Devamını Oku

» Bulaşık Makinası İcadı



19. Yüzyılda ABD'li kadınların canını bulaşık yıkamak çok sıkmaya başlamıştı. Bulaşık yıkamanınkendi görevleri olmadığını düşünüyorlardı. Bu tür işlerle uğraşmak yerine daha sosyal aktivitelere zaman ayırmak istiyorlardı. Bu nedenle tuttukları temizlikçiler onların yerine bu görevleri yerine getiriyorlardı. Çok sevdikleri yemek takımlarına hizmetçilerin çok fazla özenmediklerinden şikayet ediyorlardı. Birçok kadın bulaşık makinası yapabilmek için değişik fikirler geliştirdi. Ancak ilk patent 1885'te Josephine G. Cochran taraınjdan alındı. Cochran yaratıcılık konusunda rakiplerinden bir adı öndeydi, bunun nedeni buharlı gemiyi icat ettiğini ortaya süren John Fitch'in soyundan geliyor olmasıydı. Cochran her zaman daha üstün bir yaşayış tarzı hayal etti. Bu yüzden isminin daha kolay hatırlanacak "Cochrane, Cockran" gibi şekillerde yazdığı söylenmektedir. Bulaşık makinasını üretip patentini aldığı zaman ismi Josephine G. Cochran olarak tarihe geçti.. Makinanın çalışma sistemi çok basitti. Alt kısımda yeralan iki silindir ile pompalanan su ve sabun, makinanın içinde bulaşıkların dizildiği raflara pompalanıyordu. Daha sonra yeniden pompalanmak üzere emici silindirler bu suyu çekiyordu. Evlerde kullanılmak üzere üretilen makinalar, yan taraflarında bulunan kol yardımı ile çalıştırılıyor. Daha büyük ihtiyaç görülen işyerlerinde ise buhar gücünden faydalanılıyordu. Bir fuarda gazeteciler tarafından makinalarının tanıtılması üzerine daha çok tanındı. Makinanın pazarlamasınıda kendi yapan Cochran, pazarlamanın icat etmekten daha zor olduğunu ve şimdiki aklı olsa bu işe girişmeyeceğini söyledi. Kaynak: http://www.ilkx.com/ Diğer Önemli İcatlar  Aspirin...

Devamını Oku

» Yapışmayan Tava (Teflon)



Yapışmayan tavaları günlük hayatımızda oldukça sık kullanırız. Yapışmayı engelleyen teflon kaplama 1938 yılında Roy Plunkett tarafından Amerika'da bir tesadüf eseri bulundu.Soğutucu gaz üretmeyi amaçlarken yaptıkları bir deney sırasında hiç ummadıkları birşey keşfettiler. Bir tüpün içerisine doldurdukları bileşimden sonra tüpü açtıklarında içinde hiçbirşey olmadığını farkettiler. Ağırlığa bakılacak olursa içinde birşeyler olmalıydı. Kesilen tüpün yüzeyinde buldukları beyaz toz asitten etkilenmiyor, elektrik geçirmiyordu. 1 Temmuz 1939'da üretime geçebilmek için patent başvurusu yaptı. Patenti aldıktan sonra bu maddeyi koruyucu giysilerin imalatında kullandı.1946 yılına kadar askeri bir sır olarak saklı tutuldu. Halka açıklandığında ise teflon isminin hakları alınmıştı. Patent belgesinde kumaştan tutun, kalıplara dökülebileceğine kadar birçok kullanım alanı belirtilmişti. 1954 yılına kadar kimsenin aklına teflonu tavalarda kullanmak gelmemişti. Marc Gregorie ve eşi Colette, aliminyumun üzreinde ince bir tabaka halinde teflonu kaplamayı başardı. Bu başarının ardından mutfak eşyalarında kullanmaya başladılar ve 1955 yılında Tefal'i kurdular. O zamanlardan beri birçok alanda teflon kullanımına rastlayabiliriz. Kaynak: http://www.ilkx.com/ Diğer Önemli İcatlar  Aspirin Gemi Pervanesi Planör Atom Bombası Gözlük Paraşüt Atom Gramofon Paratoner Akümülatör Güneşte Kararan Gözlük Penilisin Akrobat Lamba Havagazıa Pil Alfabe Havai Fişek Pipet Alkol ...

Devamını Oku

» Hesap Makinesi İcadı



İskoçyalı John Napier çarpma - bölme ve toplama - çıkarma arasında bağlantılar kurdu. Kurduğu bu bağlantılar mekanik hesap yapma makinalarının temelini attı. Uzun yıllar boyunca insanlar hesap makinasını Blaise Pascal'ın icat ettiğini düşündüler. Aslında ilk icadı onun yapmadığı, ondan 18 yıl önce hesap yapan bir saat icad eden Wilhelm Schickard'ın yaptığı ortaya çıktı. Alman tarihçi Franz Hammer tarafından bu konuda pekçok belge bulundu. Schickard'ın icadı daha önce bulunmasına karşın Pascal'ın icadından daha gelişmiş özelliklere sahipti. Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerini aynı anda yapabiliyordu.1957 yılında belgeler ortaya çıkarıldı ve hesap makinasının gerçek mucidi olarak Schickard tarihe adını yazdırdı.. 1820 yılınca Charles Xavier Thomas de Colmar Fransa'da ilk ticari hesap makinasını üretti. Günümüzde kullanılan hesap makinaları o zamanlar kullanılanlardan çok farklıdır. Mekanik sistemler yerine günümüzde mikroişlemcili hesaplayıcılar kullanılıyor.Mikroişlemcinin mucidi olan Jack Kilby bu işlemcileri kullanarak elektronik hesap makinalarını piyasaya sürdü. 1967 yılında ise birkaç arkadaşı ile birlikte ilk portatif hesap makinasını tanıttılar. Kilby ve Japon firması olan Canon 3 yıl sonra ilk ticari cebe sığan hesap makinalarını piyasaya sürdüler. Cebe sığacak kadar küçük olan bu cihazlara Pocketronic ismini vermişlerdi. Clive Sinclair İngiltere'de 1972 yılında Sinclair Executive adında bir hesap makinası icat etti. Pocketronic'ten daha küçük ebatlardaydı. Bazıları ilk cebe sığan hesap makinası olarak bunu kabul ediyorlar. İki cihaz arasında teknik farklılıklar vardı. Sinclair sonuçları LED bir ekranda gösteriyordu ancak Pocketronic ısıya duyarlı kağıda yansıtıyordu. Kaynak: h...

Devamını Oku

» Turbo Jet İcadı



Newton'un 3. hareket yasası olarak adlandırılan tezinin hayata geçirilmesi için yüzyıllarca bilimadamları tarafından uğraşıldı. Yasanın temeli her etkinin aynı büyüklükte ve ters yönde bir tepki doğuracağıydı. Bu temele dayanarak herhangi bir aracın arkasından püskürtülen gaz veya bir sıvının aracı ters yöne hareket ettirmesi gerekiyordu. İlk buharlı jet motoru 1781 yılında bulundu ve bir gemide kullanıldı. Tabi ki bu asıl devrim değildi, sadece bir önhazırlık niteliğindeydi. Frank Whittle gerçektende çok büyük bir başarıya imza atarak bir icat geliştirdi ancak uzun yıllar kabul görmedi. İngiltere'de yaşayan Whittle 1928 yılında uçakların uçmasını sağllayan içten yanmalı motorlar yerine gaz türbini ya da jet tahriki gibi sistemler üzerine bir makale yayınladı. Aradan geçen 1 yıl gibi kısa bir sürede de bu iki fikrinin birleşiminden oluşan jet motoruna güç verilmesi için gaz türbinini kullandı. İcat ettiği ilk turbojet motoru için 1928 yılının Ocak ayında bir patent başvurusu yaptı ve 1931 yılında başvurusu onaylandı.Gerek maddi sıkıntılar gerekse cesaretsizlik nedeni ile 1936 yılına kadar hiçbir atılım gerçekleştirmedi ancak 1937'de bir prototip üretip 12 Nisan'da halka tanıttı.İngiltere'de Whittle sayesinde 1941 yılında Gloster-Whittle E 28/39'u havalandırdılar. Tüm bunlara rağmen dünyanın ilk turbojet uçağı bu değildi. Almanya'da yaşayan Hans Von Ohain adındaki mucit 1933 yılından beri jet motorları üzerinde çalışmaktaydı ve 1934 yılında yaptığı turbojet motoru için patent almıştı.1939 yılında ise Heinkel He 118'in alt kısmına yerleştirilen jet motoru ile deneme uçuşu yapmışlar ve 3 gün sonra resmi uçuşlarını gerçekleştirmişlerdi. Whittle ve Ohain birbirlerinden hab...

Devamını Oku

» Planör İcadı



İnsanlar uzun yıllar boyunca hep uçmanın hayalini kurdular. Bu hayal uğrunda birçok insan hayatını kaybetti. Farklı birçok araç icat edildi. Bu icatların en kullanışlısı ise günümüzde oldukça yaygın olarak kullanılan uçaklardır. Uçağı icat edenler olarak Amerikalı Wright kardeşler bilinirler. Ancak fikir kendilerinden çıkmamıştı. Sadece daha önce bulunmuş ancak önemi kavranamamış bir buluşu geliştirmekti yaptıkları. Uçuşun asıl babası İngiliz George Cayley'dir. Cayley planörü icat etmiş ancak İngiltere'de birtürlü önemini kavratamamıştı. 1849 yılında dünyada ilk kez havadan ağır bir araçla insan uçuran kişidir. Cayley'den 50 yıl kadar sonra 1903 yılında Uzun mesafelere kesintisiz uçabilmeyi sağlayan Wright Flyer bulunmuştur. Cayley'nin havadan ağır uçabilen araçlar yapma merakı 1784'te yapılan model helikopterleri görmesiyle başladı. 1799 yılında ilk sabit kanatlı uçağını yaptı. 1804 yılında küçük bir model uçak üretti ve 1809 yılında orjinal boyutlarında olanını üreterek uçurdu. Uzun yıllar boyunca çeşit çeşit model uçaklar üretti ve bu hevesinden hiçbirzaman vazgeçmedi. Her zaman aklında olan insanlı uçakları yapabilmek için uğraştı ve 1849 yılında yaptığı bir model ile 10 yaşında bir çocuğu uçurabildi. Bu tarihteki havadan ağır bir araçla ilk insanlı uçuş olarak bilinir. 1853 yılında bir uçuş gerçekleştirdi ki bu kendisine uçuşun babası ünvanını kazandırdı. 1852 yılında Mechanics' Magazine dergisinde yetişkin bir insanı taşıyabilen tek kanatlı planörünü tanıttı. Cayley, arabacısı olan John Appleby'i uçması konusunda ikna etti ve ilk defa ipsiz olarak uçurdu. Ancak Appleby ne kada...

Devamını Oku

» Şişme Lastik İcadı



Şişme lastik aynı zamanda inşaat muhendisi olan mucit Robert Thomson tarafından 10 Aralık 1845'te icat edildi. Çok geçmeden patentini aldı. İlk tanıtımını yaptığı yaz Mechanics' Magazine dergisinde çok şaşkınlık yarattı. O dönemde yaygın olarak kullanılan at arabalarının tekerleklerine uygulanacak bu lastikler sayesinde inanılmaz bir sessizlik sağlıyordu. Aynı zamanda istenildiği ölçüde şişirilebilen bu lastikler her şartta kullanılabiliyordu. 1847 yılında patent haklarını Messers. Whitehurst & Co adında bir şirkete sattı. Bu firma lastikleri ticari hale getirmeye çalıştı. Ancak maliyetin yüksek olması nedeniyle çok pahalıydılar ve lastiğin tekerleğe montajı için 70 gibi yüksek bir sayıda civata gerekiyordu. Şişme lastikler bu ticari başarısızlığı yüzünden bir süre ortalarda görünmedi. İrlanda'da bir veteriner olarak çalışan John Boyd Dunlop 1887 yılında bu lastikler üzerinde çalışmaya başladı. 1 yıl gibi bir süre boyunca bu lastikleri geliştirmeye çalıştı. Oğlunun bindiği bisikletin toprak üzerinde ne kadar derin izler bıraktığını farkeden Dunlop bahçe hortumu kullanarak bazı yenilikler yapmaya çalıştı. Aile doktorları John Fagan lastikleri su değilde hava ile doldurmayı denemesini söyledi. Dunlop bu fikri bisiklet lastiklerine uyguladı ve patentini aldı. Belfast'taki bisiklet üreticilerinden biri olan W. Edin & Co ile üretim anlaşması imzaladılar. Lastiklerin bu ticari başarısı 1899 yılında Dunlop'un ilk fabrikasını kurması için cesaretlendirdi ve Pneumatic Tyre Co.'yu kurdu. Aradan 1 yıl geçtikten sonra bir spor dergisi tarafından Thomson'ın daha önce lastikleri için aldığı patent kamuoyuna duyurulunca Dunlop'un patenti geçersiz duruma düştü. Bu olayın ardından birçok rakip lastik firması ortaya &cced...

Devamını Oku

» Akrobat Lambanın İcadı



George Carwandine aslında kiliseye bağlı bir misyoner olmak istiyordu, ancak sağlığı buna imkan vermedi. Misyoner yerine makine mühendisi oldu; basamakları hızla tırmanarak kısa sürede baş tasarımcılığa yükseldi ve 1924 civarında kendi şirketi olan Cardine Accessories'i kurdu. Uzmanlık alanı otomobil süspansiyon sistemleri olduğundan, akrobat masa lambasını geliştirmesini sağlayacaktı. Carwardine, 1920'lerde üç ayrı düzlemde hareket ettirilebilen, ama seçilen her konumda dengede kalabilecek bir aygıt fikrini geliştirmeye başladı. Bu aşamada fikrini hangi alanda uygulayabileceğini henüz düşünmemişti; zaten bu fikri daha ileri götüremeyecek kadar da meşguldü. Derken, 1931'de danışman mühendis olarak çalışmaya başlayınca, statik denge kavramı üzerine yeniden düşünebilecek zamanı buldu. Bunun çok yönlü bir lamba yapımında kullanılabileceğinin farkına vardı ve birbirinin kuvvetlerini dengeleyen dört yaylı bir sistem tasarladı. 1932'de icadının patentini, "Elastik Denge Mekanizmalarında Geliştirmeler" adıyla aldı ve 1933'te 1208 model lambayı üretmeye başladı. Lambada kullandığı yayları, bu alanda uzman olan Herbert Terry & Sons firmasına özel olarak ısmarlatmıştı. Şubat 1934'te Carwardine, o dönemde "statik dengeli lamba" adını verdiği yaylı masa lambalarının ticari olarak üretilmesi için Terry's firmasıyla lisans anlaşmasını imzaladı. Daha sonra da, Terry's firmasıyla ortak bir çalışmayla geliştirilmiş üç yaylı bir lamba tasarladı ve yıl sonuna doğru patentini aldı. Carwardine, fabrikada olduğu kadar konut ve işyerlerinde de faydalı olabileceğini düşünerek yaylı lambaların 1227 olarak tanınan küçük ve hafif bir türünü yaptı. Bu model klasik yaylı akrobat lamba olarak tanındı. Bu lamba ...

Devamını Oku



İlginç Herşey İnsanda Merak Uyandırır

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.