» Sandviç İcadı



Sandviç, iki ince ekmek dilimi arasına istenilirse yağ sürülüp, peynir, domates, jambon, salam, sucuk, sosis, tavuk, balık, vb konularak hazırlanan yiyecek olarak tanımlanabilir Çok geniş bir kapsama sahip sandviçte ekmek dilimlen arasına toplumların yemek kültürlerine göre yenilebilecek her şey konulabilir Sandviç isminin kökeni İngilizce'deki 'sandwich'tir Dünya haritasına bakıldığında Sandwich adı altında biri Atlas Okyanusu'nun güneyinde, diğeri Hawai'de iki ada grubu görülebilir Sandviçe adını veren asıl yer ise İngiltere'de Kuzey Denizi yakınında, Ortaçağın beş büyük limanından biri olan Sandwich kasabasıdır Sandwich Birinci Kontu Edward Montagu, 1660'ta krallığın yeniden kurulmasını sağlamakla, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı yapmakla, deniz savaşları kazanmakla İngiltere tarihine geçmiştir Ancak Dördüncü Kont John Montagu'nun (1718-1792) ünü onu çok aşmış, dünyaya yayılmıştır Sandwich Dördüncü Kontu Montagu, tanınmış bir siyaset adamıydı Deniz Bakanlığı'na kadar yükselmişti Tecrübeli bir idareciydi ama ahlak yönünden zayıftı Bakanlığında çeşitli karışıklıklara ve skandallara yol açmıştı Rüşvet ve zimmetine para geçirmekle geçen çalışma hayatının yanında özel hayatı da düzgün değildi Evli olmasına rağmen metresi Margaret Reay'den dört çocuk sahibi olmuştu Kumar müptelası Montagu, yemek yemek için bile oyun masasını terk etmek istemiyordu 1762 yılında 44 yaşında ve ülkenin dışişleri sekreteri iken gününün 24 saatini oyun masasında geçiriyordu Bu arada aç kalmamak için hizmetçilere, etleri iki ekmek dilimi arasına konulmuş şekilde getirtiyor, bir eliyle bunları yerken, diğer eliyle oyun oyn...

Devamını Oku

» Biranın İcadı



Biranın çıkış noktası Sümerler, Babiller ve Eski Mısır'dır. MÖ 4300 yılına ait biracılığı gösteren gösteren Babil tabletleri bulunmuştur. Biranın Avrupa'ya geçmesiyle ilgili arkeologlar arasında iki görüş vardır. Genel eğilim biranın Mezopotamya, Mısır ve Kuzey Afrika yoluyla İspanya ve Avrupa ülkerine geçtiği yönündedir. Bir diğer görüşe göre Afrika ve İspanya'dan Yunanistan'a, Roma'ya geçen bira Almanya'ya ulaşmıştır. Bira tarihi açısından 1516 yılı önem taşımaktadır. 1516'da, Almanya'da çıkarılan “Biranın Saflığı Yasası”yla biranın su, arpa maltı, buğday maltı, şerbetçiotundan yapıldığı belirtilmiş ve biranın standartı kabul görmüştür. 1516’daki yasadan sonra, bira tarihi için çok önemli bir adım daha atılır ve İngiliz bira üreticisi tarafından biranın patenti alınır. “Bass Pale Ale” adındaki bu bira, normalden biraz daha acı tadı ve fazla alkol yüzdesi olan bir biradır. Bir dönem o kadar ünlü olmuştur ki Oxford Üniversitesi'nden bir grup bilim adamı, Bass Pale Ale'nın matbaadan daha onemli bir buluş olduğunu fikrini ortaya atmışlardır. Zira 18. yüzyılda daha içme suyu yokken insanlar içindeki alkolden dolayı, sudan daha temiz olması sebebiyle su yerine bira içerlermis. Özellikle içme suyuna hasret denizciler, gemide biradan baska bir şey içmezlermiş ama Britanya gemileri, Hindistan'a giderken Ekvator'u iki defa geçtikleri için içlerinde barındırdıkları biraları sıcaktan ve bakterilerden içilmeyecek hale gelirlermiş. Bu yüzden bira üreticileri buna bir çözüm aramaya başlamışlar ve çözümü bulan Bass Birahanesi olmuş. Bass Birahanesi, Pale Ale diye bilinen yüks...

Devamını Oku

» Dondurmanın İcadı



Sıcak yaz günlerinin gelişiyle tüketimi hızla artan dondurmanın bugün 3.000 yaşında olduğunu biliyor muydunuz? Dondurma ile tanışan ilk ırkın Çinliler olduğu tahmin edilse de dondurmanın ilk yapım öyküsünün kahramanları Romalılar. Roma İmparatoru Neron, savaşçı kişiliğinin yanısıra boğazına düşkünlüğü ile de tanınırmış. Gladyatör dövüşlerini seyrederken, kendisine lezzetli yiyecekler sunan çeşnibaşlarını ödüllendirirmiş. Çeşnibaşlarından biri, bir gün dağın zirvesinden topladığı karları bir kaba sıkıştırarak doldurmuş. Üzerine bal ve çeşitli meyve parçaları dökerek, imparatora sunmuş. Neron, o güne kadar hiç tatmadığı bu yiyeceği çok sevmiş. Ertesi gün de köle ordusunu kar toplamaya göndermiş. Karın üzerine bal ve ezilmiş meyve döktürerek, tarihin ilk dondurmasını hazırlatmış. Romalılar’dan kalma bu yöntem, Anadolu'nun kimi köylerinde hala kullanılıyor. Araplar ve İranlılar da "şerbet" dedikleri soğutulmuş şekerli su ya da buzlu meyve suyunu içerlermiş. Doğu kültürüyle tanışan Batılılar, bu sırada doğuya has tatları da keşfettiler. Marko Polo'nun Çin'den getirdiği dondurma tarifleri, İtalyan aşçılara yepyeni bir ufuk açtı. Hatta onlar da kendilerince değişik dondurma türleri geliştirdiler. Fransa Kralı II. Henry ile evlenen Floransalı Catherine de Medicis'in Fransız sarayına götürdüğü aşçılar, Fransız meslektaşlarına dondurmanın nasıl yapıldığını öğrettiler. 17. Yüzyılda Avrupa'ya getirilen dondurma, ünlenerek kısa sürede yayıldı. 1676 senesinde Paris'te 250'ye yakın dondurmacı olduğu biliniyor. 1851'de de Jacob Fussel, ABD'de dondurma yapıp satmaya başladı. Değişik maddelerle hazırlanan dondurmanın ital...

Devamını Oku

» Kaşığın İcadı



Paleolitik zamanlardan beri kullanılan kaşıkların atası deniz kabuklarıdır. Kaşığın Latince ve Yunanca’ daki karşılığı “spiral şekilli sümüklüböceği kabuğu” anlamına gelen “cochlea” kelimesinden türetilmiştir. Günümüzdeki formunu ise MS I. Yüzyılda Romalılar vermiştir. Türklerde Kaşık Türklerin kullandıkları kaşıklar yemeklere göre değişmekte, genellikle kemik ve tahtadan bazen de deniz kabuklarindan (ozellikle sedefden) yapılmaktaydı. Kepçeler, kahve ve muhallebi kaşıkları madenden olurdu. Pilav, çorba ve muhallebi kaşıklarının burunları yuvarlak, yemek kaşıkları sivri olur; kahve kaşıkları küçük, çay kaşıkları ise daha küçük yapılırdı. Anadolu’da Selçuklular ve bilhassa Osmanlılar zamanında çok güzel tahta kaşıklar yapılmıştır. Bu zamanda, Kastamonu ve Konya illeri kaşıkçılığın merkezi durumundaydı. Bunlardan başka İstanbul’da da kaşıkçılık sanatı sürdürülmüş ve kaşıkçı esnafı, tam bir teşkilatla çalışmıştır. En nadide kaşıkların İstanbul sanatkarının elinden çıktığı da bir gerçektir. Konya kaşıklarının ayrı bir ünü vardı. Rivayete göre, Karaman’dan Konya’ya ilim tahsiline gelen talebeler boş zamanlarını kaşık yapmakla değerlendirirlerdi. Böylece hem dinlenir hem faydalı bir işle meşgul olurlardı. Bunları, pazarlara gönderirler elde ettikleri parayla ihtiyaçlarını görürlerdi. Yerli halktan olan talebeler de zamanla bu sanatı öğrenmişler ve Konya için yerli bir sanat şekline sokmuşlardı. Uzun süre kaşık yapmaya devam eden Konyalılar 19. yüzyılın ikinci yarısında mallarını Suriye, Mısır, Tunus ve Cezayir’e göndermeye başlamışlardı. Fakat zamanla eski önemini kaybeden tahta kaşıkların günümüzde mahalli ola...

Devamını Oku

» Şeker Pancarının İcadı



Havagazı önemli bir keşif olmakla birlikte bir lükstü de. Çünkü XIX. yüzyılın ilk, on yılı içinde asıl sorun yiyecek ve savunmaktı. Savunma: Daha önce de dediğimiz gibi bakır piyasasını İngilizler tutuyorlardı ve bu madeni, çanları eriterek elde etmişlerdi. Güherçile de, ülkede çıkmadığından, barut imal etmek için nemli mahzenlerin duvarlarında kendiliğinden meydana gelen maddeyi kazıyorlardı. Karbon, kükürt ve güherçilenin karışımından meydana gelen barut yalnız savaşlarda değil, maden ocaklarında ve yapı mühendisliğinde de kullanılmaktaydı. XIX. yüzyılın sonlarında Nobel dinamiti icat edinceye kadar barutun bileşimi değişmedi Fransız kimyacıları Henri Braconnot (1780-1855) ve Jules Pelouze (1807-1867) 1830′da nitroselülozu. Alman Christian Friedrich Schoenbein (1799-1868) pamuk-barutu ve Torinolu Ascanio Sobrero da 1846′da nitrogliserini bulmuşlardı. Ancak, nitroselüloz olsun, nitrogliserin olsun işlenmez, hatta yararlanılmaz patlayıcılar halindeydiler. Bunları Nobel işledi. Yiyecek: İlk iş olarak, Amerika’dan getirilmekte olan fakat İngilizler yolu kapattıkları için müthiş sıkıntısı çekilen şekerkamışının yerini tutabilecek başka bir şey bulmak gerekiyordu. Şeker imaline yarayacak bir bitki var mıydı acaba? Bu soruyu ilk ortaya atan 1747′de Alman kimyacısı Andreas Sigismund Marggraf (1709-1782) oldu. Berlin Bilimler Akademisinde şeker pancarından nasıl şeker üretilebileceğini anlattı. Marggraf’ın anlattıkları teorik görüşlerdi. Eliğinin öğrencilerinden François Achard (1753-1821) hemen bu teorilerin uygulamasına geçti ve 1796-1800 yılları arasında sürdürdüğü çalışmaları sonunda şeker pancarından şeker elde etmeyi başardı. Prusya kralının koruması altında bir fabrika kurarak, günde 3.500 kilo şeker pan...

Devamını Oku

» Konservenin İcadı



Napolyon savaşları kimyacıların dikkatini bir ihtiyaca daha çekmişti: Yiyecek sıkıntısı. Askerlerin, hele denizcilerin, yiyeceklerini birlikte götürmelerini ve bunların uzun süre dayanmasını sağlamak gerekiyordu. Taze et bulunmadığından eskiden beri fümesi, kurusu ya da salamurasıyla yetinilmekteydi. Buna reçel ve peynir katmak tek beslenme yolu olarak biliniyordu. Ancak, bu sınırlı imkânlar, savaş geniş bir alana yayılınca ve ulaşım gittikçe zorlaşınca sağlık bakımından kötü sonuçlar vermeye başladı. Hükümet, bilim adamlarına baş vurdu. Et ve sebzelerin besleyici niteliklerini ve tazeliklerini kaybetmeden uzun zaman saklanabilmelerini sağlayacak bir yöntem bulana 12.000 franklık bir ödül vaat etti. Bu ödül 1810′da Nicolas Appert’e (1750-1841) verildi. Bu adam deş Lombards sokağında bir şekerci olup Champagne’da, şarap mahzenlerinde geçen çıraklık yıllarında bu konuyla ilgili bazı gözlemler yapmıştı. Kendi kendine “Yiyecekleri bozan mayalar olduğuna göre, bunları kaynatmak yoluyla yok edilemez mi?” şeklinde düşünüyordu. Bu, Pasteur keşifleri öncesinden dâhice bir esinlenmeydi. Pasteur de “Etudes sur le vın-Şarap Üzerine İncelemeler” adlı kitabında aynı şeyi kabul etmiştir. Böylece Appert 1795′ten başlayarak yiyecekleri, sıkı sıkı kapatılmış kutularda ve bir Papin kazanının içinde kaynatmaya başladı. Bu yöntemin iyi sonuç vermesinden sonra Appert, orduya yiyecek sağlama işinin sorumlusu oldu. Elli işçinin çalıştığı Massy’deki fabrikasında cam kavanozlar içinde üç aya kadar taze kalan et, balık, sebze ve süt imal etmekteydi. Savaş rastlantıları, bu şişelerden bazılarının İngiliz askerlerinin eline geçmesine yol açtı. Teknisyenler hayretle bunları incelemeye koyuldula...

Devamını Oku



İlginç Herşey İnsanda Merak Uyandırır

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.