» Dikenli Telin İcadı



Dikenli tel deyip geçmeyin. İcat edildiği ilk yıllarda birçok farklı versiyonu mevcuttu. Bunun için onlarca patent alınmıştı. Ayrı bir parça olarak diken eklenmiş telleri ilk kez Lucien B. Smith Amerika'da icat etti. 1867 yılında patenti onaylandı. Patenti alınmış olmasına rağmen bunu ürettiği hakkında hiçbir kesin bulgu yoktur. Aradan çok geçmeden yine Amerika'da William Donison Hunt isimli bir mucit farklı tipte bir dikenli tel için patent aldı. Yine Amerika^da Micheal Kelly 1868 yılında Kelly'nin Elması adında değişik bir çit teli için patent aldı. 1873 yılında Henry M. Rose'da farklı tipte bir çit teli üretti ve patentini aldı. Joseph Glidden ve birkaç arkadaşı Rose'un çit telini gördü ve buna benzer birşeyler üretebileceklerini düşündüler. Aradan fazla geçmeden Glidden ve Haish gelişmiş birer tür için patent başvurularında bulundular. İlk çağdaş teli Glidden yaptı. Örülmüş iki telin üzerine dikenler direk olarak sarılıyordu. Glidden Haish'e patent konusunda dava açtı ve kazandı. Haish yılmadı ve 1875 yılında S biçiminde bir dikenli tel için patent başvurusu yaptı.Yaptığı bu icat Glidden'ın telinden daha üstün değildi ancak yinede Haish bu icat sayesinde hatırı sayılır bir servet elde etti. Amerikalı çifçiler her geçen gün arazilerini dikenli teller kullanarak çeviriyorlardı. Sürülerini istedikleri yerlerde otlatan ve tarıma zarar veren sığır tüccarları bu durumdan pek hoşnut değillerdi. Bu yüzden önce dikenli tel kesme olayları başgösterdi. Ardından sırf bu teller yüzünden cinayetler işlenmeye başlandı. Batı'nın yerleşime açılmasıyla bu olaylar son buldu. Kaynak: www.turksite.eu Diğer Önemli İcatlar ...

Devamını Oku

» Sigaranın İcadı



1492'den önce: Amerika kitasinin yerlileri tedavi ve dini amaçlarla tütün üretimi yapiyorlardi. 1492: Kristof Kolomb Amerika'yi kesfetti. Avrupa'ya döndügünde yaninda bu kitada daha önce hiç görülmemis olan tütün tohumlari ve yapraklari vardi. Kolomb'un mürettebatindan Rodrigo Jerez tütün içerken görüldü ve seytan tarafindan ele geçirildigi iddia edilerek hapis cezasina çarptirildi. 1535: Montreal Adasina ulasan Jacques Cartier oradaki yerli halkin kendisine tütün sunmasindan sonra günlügüne "vücutlarini, agizlari ve burunlari sanki birer bacaymislar gibi tütene kadar, dumanla dolduruyorlar", "biz de onlari taklit ettik, ancak duman biber gibi aciydi ve agzimizi yakti" diye yazmisti. 1556: Fransa ilk defa tütünle tanisti ve Jean Nicot kisa zamanda tütün içmeyi popüler hale getirdi (19. Yüzyil bilim adamlari "nikotin" olarak taninan kimyasal maddeye onun adini verdiler). 1565: yilina gelindiginde, tüm Avrupa'ya yayilan tütün aliskanligi, ünlü Ingiliz aristokrati ve sairi Sir Walter Raleigh'nin tütün içmeye baslamasiyla, Ingiltere'ye de girdi. 1610: Japonya'da tütün üretimi ve içimi yasaklandi. 1612: Amerika'da Virginia'da ilk defa ticari tütün ekimi yapildi ve basariya ulasti. Amerikali tütün ekicisi John Rolfe daha sonra ünlü Kizilderili kizi Pocahontas'la evlendi. On yil içinde, tütün Virginia eyaletinin en önemli ihraç maddesi haline geldi. Tütün ekimi için köle is gücü kullanilmaya baslandi. 1618: Virginia 20.000 libre tütün üretti. 1622: Virginia, bir Kizilderili saldirisinda kolonisinin ü&...

Devamını Oku

» Kravatın İcadı



Kravat ile ilgili ilk bulgular MÖ 2. yüzyılda yaşamış Çin İmparatoru'nun mezarına kadar uzanıyor. Ama bilinmez, belki de onlar boyunbağlarını boyunlarını sıcak tutmak için kullanıyor olabilirlerdi .. 1660 yılında Fransa'yı ziyaret eden bir Hırvat birliği beraberinde kravatı getirmiş. Kravatı görür görmez beğenen Kral XIV. Louis, bu kumaş parçasını hemen benimsemekle kalmamış, yanındakilerin de takmasını önermiş. Fakat bu nesnenin yaygınlaşması için 1930'lara gelinmesi gerekiyor: Çünkü Windsor Dükü Sekizinci Edward, kravatın düğümünü daha geniş atarak bir moda başlatır. İngiliz Windsor hanedanının en gözde ve en yakışıklı bekârının kravat bağlama biçimine hanedanın adı verilir. Dünyada kravat takanların sayısı 600 milyon, yılda satılan kravat sayısı ise 800 milyon. Fred Astaire'in zaman zaman kemer olarak beline doladığı, Lou Castello'nun sinirli olduğu zaman çekiştirip durduğu kravat en büyük darbeyi hippi döneminde yemiş. Hippi yaşam biçimi nedeniyle 1960 ve 1970'li yıllarda gözden düşer gibi olan kravat, 1980'li yıllarda yuppi dönemiyle yeniden parladı. İtalyan ayakkabı kuruluşu Suparga'nın başkanı Franco Bossisio ilk kez kravata karşı açıkca karşı çıkan kişi. Bir dergiye verdiği demeçte ''Kravat hiçbir işe yaramaz. Berbat görünüyor çünkü erkeklerin pek çoğu uçuk bir şey seçeyim diye rezil oluyorlar. Üstelik gereğinden fazla sıkıcı. Bir kenara yazın, beş yıl sonra iş dünyasında dahi kimse kravata rağbet etmeyecek'', demiş. Kravata karşı çıkan ünlülerden biri de ünlü oyuncu ve yönetmen Orson Welles. Welles 1950'li yıllarda kravatı sevmediğini söyleyerek ''Gömleğimin üst düğm...

Devamını Oku

» Deniz Taşımacılığının İcadı



Kara taşıtlarından, henüz hiç sözünü etmediğimiz deniz ulaşımına geçelim. Daha önce anlatılmamasının nedeni, Yunanlıların ve onlardan öncekilerin su üstü ulaşımında geri olmaları değildir; Cilâlı Taş Çağı'nda bile su üstü ulaşımı bilinmekte ve uygulanmaktaydı. Hatta geminin arabadan önce icat edilmiş olması da olağandır. Öyle ya, ağaç kütüğünü oyarak basit bir kayık yapmak, dingil ve tekerleği gerektiren arabanın icadından daha kolay değil midir? Hatta gemiciliğin, suyollarının karayollarından daha kısa ve kullanışlı olduğunun fark edildiği günden başlayarak gelişmiş olduğunu kabul etmek, daha akla yakındır. Güzel bir yaz günü, körfezin karşı kıyısına geçmek için kestirmeden denizi aşmak varken, tepeleri ve koruları aşarak karayolundan gitmek zorunda kalırsak, buna hangimiz üzülmeyiz? Geminin icadını şu ya da bu halka mal etmekten kaçınmamız yerinde olur. Gemi yolculuğunun, ta ilk zamanlardan beri dünyanın her yanında uygulandığını kesin olarak kabul etmeliyiz. Yunan gemiciliğine öteki ülkelerdekinden (sözgelişi, Çinlilerden ve İskandinavlardan) fazla önem verişimiz. Yunanlı gemicilerden birinin adının "Ulysse" (Odusseus) oluşundan ve Homeros adlı ünlü şairin onu ölümsüzlüğe kavuşturmasındandır Gerçektende, ilk klasik gemiciyi gözümüzde canlandırmamıza imkân veren Homeros'tur. Şair, kahramanını: "Kabaca işlenmiş birkaç ağaç kütüğüne hayatını emanet etmiş ve dalgalara meydan okuyan bir yiğit," diye tanımlar. Klasik bir tanım, ama onu ta tarih öncesine kadar, çok gerilere götürmemiz gerekir, işte o zaman, M.Ö. III.-II. binde bile nasıl olumlu bir gelişmeye ulaşıldığını anlarız. Daha iyisi, Louvre'a bir...

Devamını Oku

» Aynanın İcadı



1903′te Emil Bloch, aynayı geliştirdi. Tarih boyunca parlatılmış bir metal ya da taş ayna olarak kullanılmıştır. Daha sonraları cam yüzeylerin arkasına yapıştırılan koyu renkli kumaşlar da aynı amaçla kullanılmıştır. İlk modern ayna ise Bloch tarafından, düz camın gümüş veya altın folyo ile kaplanmasıyla elde edilmiştir. Yüzyıllarca önce (17.yüzyıla kadar), yüzeyi iyice parlatılmış düz metal levhalardan yapılan aynalar, daha sonraları yerlerini bir yüzü çok ince bir metal katmanıyla kaplanmış cam levhalara bıraktılar. Sır adı verilen bu metal kaplama, aynanın ışığı yansıtarak görüntü vermesini sağlar. Kolayca şekil verilip cilalanabilmeleri, böylelikle pürüzsüz hale getirilebilmeleri ve dayanıklı olmaları nedeniyle metaller, ayna yapımında çok eskiden beri kullanılırdı. Milattan önceki zamanlarda Mısırlılar, Etrüskler, Yunanlılar ve Romalılar’ın bronz el aynaları kullandığı bilinmektedir. Daha değerli olanları ise gümüşten yapılırdı. Çok eskiden metalle kaplanmış cam aynaların kullanıldığına dair kayıtlara da rastlanmaktadır. Fakat bu yöntem o zamanlar yaygınlaşmamıştır. Günümüzden yalnızca üç yüzyıl öncesine kadar Venedik Cumhuriyeti, Avrupa’da cam eşya ve özellikle de ayna yapımının gizine sahip tek ülkeydi. Venedikliler bu sırrı büyük bir özenle saklıyorlardı. Ayna ve cam eşya fabrikalarını Murano adasında kurmuşlardı ve bu adaya camcı ustalarından başkasının girmesine de izin vermiyorlardı. Bu sırrı Fransızlar, adadan zorla kaçırdıkları dört usta sayesinde öğrendiler ve bundan sonra ayna yapımı bir giz olmaktan çıkmaya başladı. Ayna yapımında Venedikliler’in kullandığı yöntem özetle şöyleydi; İnce bir kalay yaprak düz bir şekilde yayılır, üstü cıva ile kaplanır....

Devamını Oku

» Kesekağıdının İcadı



Luther Childs Crowell (ABD) çocukken kağıtlara çok düşkündü; komşularının onu sık sık saatlerce oturup kağıtları farklı biçimlerde katlayarak çeşitli biçim ve tasarımlar yaparken gördükleri söylenir. Ne var ki, ilk buluşunun kağtla hiçbir ilgisi yoktu. 1862 yılında "uçuş makinası" için patent almıştı. Yine de, çocukluğundan beri tutkusu olan alana dönmesi çok sürmedi ve 1867'de bir kesekağıdının ağzını, doldururken açık tutacak, sonrada hava almayacak şekilde kapanmasını sağlayacak ince metal şeritlerin kullanımıyla ilgili patenleri aldı. ABD'deki süpermarketlerde bugün hala kullanılan kare tabanlı kesekağıtlarının patentini ise beş yıl sonra aldı. Aslında kare tabanlı kesekağıtlarını ilk akıl eden kişi Crowell değildi -bu onur 1869 yılında, "dün ya da okul çantası tabanlı kağıt torbayı" icat eden ve "kesekağıdının anası" olarak anılan Margaret Knight'a aittir. Bunun farkında olduğu, Crowell'in patent başvurusunda dile getirdiği şu sözlerden anlaşılır: "Daha önce de içi doldurulduğunda dörtgen biçimini alan kesekağıtlarının yapıldığını biliyorum; ancak, burada anlatılan yöntem, mevcutlarının içinde en basiti ve kullanışlı olanıdır." Patent bürosu başvuruyu kabul etti ve biri yöntemi için, diğeri de uzun bir kağıt tüpünden seri üretimi amacıyla kullanılacak makinesi için olmak üzere, Crowell'e iki patent verdi. On yıl sonra, baskıdan çıkan gazeteleri katlayan bir makina icat etti. Bunu ilk kullanan Boston Herald gazetesi oldu. Bundan iki yıl sonra,daha önce farkında olmadanonun patent haklarını çiğnemiş olan R. Hoe firmasında çalışmaya başladı. Crowell'in fikirlerinin potansiyelini farkeden firma, çiğnediği patent haklarından gelen te...

Devamını Oku

» Yastık Kılıfı Nasıl Dikilir?



Yastık kılıfları hem kolay dikilir, hem de bir odanızın görünümünün kolaylıkla değişmesine yardımcı olur. Görünümünden sıkıldığınız minderlerinize ve yastıklarınıza yeni kılıflar dikerek odanızda kolaylıkla bir değişim yaratabilirsiniz. Desenini beğendiğiniz bir kumaş ile kısa sürede bir yastık kılıfı dikerek odanıza sıcak bir hava katmanız, dekorasyonunuzu renklendirmeniz mümkün. Malzemeler: Yastık Kumaş Dikiş makinası Makas Mezro ya da cetvel Nasıl Yapılır? 1- Yastık kılıfı dikerken kullanmak istediğiniz kumaşı ölçün ve bir dikdörtgen kesin. Dikdörtgenin yüksekliği yastığın boyutundan yaklaşık 5cm, genişliği ise yastığın boyutunun iki katından 8-10 cm büyük olsun. 2- Kumaşın kısa kenarlarının uçlarını içe doğru kıvırın ve dikin. 3- Kumaşın ters yüzünü çevirin. Kısa kenarlardan birini yastığın boyutunun yarısını 4 cm geçecek biçimde katlayın. 4- Kumaşın diğer kısa kenarını da tam bir kare oluşturacak biçimde katlayın. 5- Elde ettiğiniz karenin açık kenarlarını dikiş makinası ile dikin. 6- Diktikten sonra, kılıfın tersini çevirin. 7- Yastığınızı kılıfına geçirip kullanmaya başlayabilirsiniz. Daha düzgün bir görünüm elde etmek istiyorsanız, kılıfı yastığa geçirmeden önce ütüleyin. Kaynak:www.nasilyap.com ...

Devamını Oku

» Yalan Makinası Nasıl Çalışır ?



Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da AB D'de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD'de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır. Tolygraph' denilen bir alet ile sanığa 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, • Nefes alış hızı. • Nabzı. • Kan basıncı (tansiyonu). • Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir. Yalan makinesi testi başladığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulmaya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir. Test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli, kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini derhal anlayabilir. Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildikle-rinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez..

Devamını Oku



İlginç Herşey İnsanda Merak Uyandırır

Sitemiz Yenileniyor


Tasarımımızla ilgili fikirler vermek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.